|
Yaralanmış
yalnızlıklar
“Artık biriktirmeyeceğim yaralanmış yalnızlıklarımdan bıktım.” (*)
Kalabalıklardaki yalnızlığımdı beni sürükleyen rüzgarda. Savrulmayı öğrendim en
iyi hallisinden. Çare olurken kimi zaman, çaresizliğime basılan mühür oldu her
yaram…
Her yalnızlığımda biraz daha incindim. Her incinmede döküldü incilerim. Yalandı
her şey herkes. Neden aramadım, bulacaklarım korkuttu beni. Korkmaktan korktum
cesaretim yitik şehirlerde gezgin oldu. Ben baş başa kaldım kendimle.
Sarıldım umutsuzluğuma. Aşık iken bir zamanlar umutlarıma. Yorgunluğuna
aldırmadan hayatın hep yüklendim yüklendim… Sonra yalnız kaldım ve ağır geldi
yüklendiklerim. Ve döndüm baktım bir kez arkama… Oysa geçmişe değil geçmişle
oluşan geleceğime önem verirdim ben. Dönmezdim geriye…
Kalakaldım…
Bir karıştan öteye geçememişti yaşadıklarım. Birikenler kar değildi yanımda…
Atıp gitme zamanıydı içimdekileri. Yalnızlıkta olsa o benimdi. Sahiplendiğimdi…
İncinen yaralarım daha çok incitmemeliydi beni. Ya da ben onları incitmekten
vazgeçmeliydim.
Vazgeçtim…
Kendi hallerine bıraktım onları, kendime devam ettim… İzleri kalacak olsa da ben
kendime sevgiliyim…
“Unut demiyorum beni, sana. Ama acımı içinde taşıma, beni de acıtırsın…”(*)
Bencil geliyorsa bu düşünce, gelsin… Neler gelip geçti şu kısacık ömürde… Her
gelen gitmiyor mu nasılsa. Ben böyleydim, böyle devam edeceğim. Umutlarımı
biriktireceğim yanıma kar kalan…
Elam Mnelam
(*)Ulurasba Ali, Aşk vardı Gerisi
Yalandı
|