Zaman'a sesleniş
Kızgınım sana.
Böyle başlar mı bir mektup dersin belki ama ben başlarım.Sözüm sana ey zaman
kızgınım sana. Benden çaldıklarına. Sormayacağım nedenini duymak getirmeyecek
benden götürdüklerini.
Ne dokunabiliyorum, ne görebiliyorum .. Anlamın varmı düşünüyorum. Düşünmek
anlamsız gelene kadar.Sonrası mı ..Sonrası yok. Düşüncelerimide yutuyorsun ...
Göze almak mı gerek seni terk etmeyi, terk edilelemeyeceğini bile bile. Kendini
riske atmak mı cesaret senin içinde. Göze almak mı gerek ölümü zamanım?.. Söyle
zamanım; yükünü kaldıramayınca yürek senin olmadığın diyarlara mı gitmek sevda ?
Hep zoruyla mı sınanır insan? Yoksa görebilmek için yine sen mi yetişeceksin
imdadımıza..?Cevap vermeyeceksin , sabırımı deneyerek. Sabır senin ortağın nede
olsa... Ama yoruldum. Sen yetiştiğinde geç olmayacak mı? Yada umutsuzluk
etmemeliyim. Al işte bir başka dostun daha yetişti sana. Sabırla yoğrulan,
umutla süslenen zaman. Ne dersem diyeyim sen yine devam edeceksin.
Kızgınım diyordum ya! Boşver gitsin...
Nasılsa ne yaparsa insanoğlu kendine yapar.Sen umursamadan devam edersin.
Umursayıp durmaya kalksan , şüphe ederim sonrasında yaşamaktan. Gelecekte
olmayacak o zaman.Sen geçmişimsin geçmişimde kalacaksın.Geçmiştir bugünü yapan.
Bugünümdede var olacaksın. Hayallerim gibi , düşüncelerim gibi... Görmesemde
duymasamda bağımlıyım, bağlısın.
Geçip giderken sen gülümsemekten başka çarem kalmıyor sana. İzlemekten başka
çarem kalmıyor seni. Sen her dem büyütüyorsun benliğimi. Benden çok şey
götürsende... Verdiklerine karşılık bir şeyler alman gerek nede olsa...
Karşılıklı yaşanıyor.
Ölüm bizi ayırana dek, çok incitme beni olur mu? Cevabı yine seni bekleyerek
göreceğim.
Çok bekletme... Devam et arkana bakmadan , arkandaki geçmişim olacak ben
sahiplenirim onu.
Biçare Elam.
Aralık,2008
|