HATIRAT
    Şeb-i Yelda    Kalemin Dilinden       Fırça Kalem      Gönül Kalemleri
     Çeşm-i Giryan    Dostane Mektuplar     Önceliklerimiz      Dareyn Ekibi

İnanç İklimi

Çeşm-i Giryan Anasayfa İnanç İklimi Anasayfa


Dareyn Dergisi

Ziyaret Notları
Dareyn Forum
Anasayfa
İletişim
Arşiv


Dareyn Durakları

Mnela'nın Denizi
Kelebek Vadisi
Vuslat Zamanı
 


  Her Hakkı Saklıdır!
  Kaynak Vererek
  Alıntı Yapılabilir.


Dergi tasarım © DAREYN

HÜZÜNLERİN HANGİ DALA ASILI
Milyonlarca müminin, duamızı kabul edecek makamın öğrettiği o muhteşem duayı, Fatiha'yı, çağlayanlar gibi akan nefesleriyle "amiiiin" diye zarflayışının heyecanında yeniden tanıştım Mülk Sûresi'yle.

Sabahların hepsinde mahzun kalplerimize ebedî güneşler doğuran, mahcup gönüllerimizi sonsuz güzelliğe açan Haberci'nin (asm) huzurunda, sonsuzluğu nefeslenerek kılıyoruz sabahı. Sanki gafletlerden uyanmış yedi uyurlar gibiyiz. Sanki zulümleri susturmuş, zalimleri boğmuş zaman ırmağının öbür ucunda kurtuluşa uyanır gibiyiz. Sonsuz bir 'şimdi' kucaklıyor bizi. Ne telaş var ne koşturma. Bitimsiz an'ın pınarından yudumluyoruz kevseri. Secdeler sahici. Secdeler hiçe indiriyor bizi.
 devamı >>

UMUDUM OLUR MUSUN?
Bir cümle kuruyorum şimdi...Aşka dair olmasını isterdim ama olmadı.Dünyaya dair  bir cümle kurdum.Kızgınlığımı,acımı dindirebilmek için.' Sesin zulmü yıkamıyorsa;sesine ses katma vakti gelmiştir...'

Kulağıma tekbir sesleri, ağıt sesleri yankılanırken; benden de bir ses çıkmalıydı. Öyle ses çıkmalıydı ki;  kıtalar aşmalıydım.
Ete, kemiğe bürünmüş bir Filistinli'de ben olmalıydım.
Şehadeti beraber tatmalıydım; sevinçlerine ortak olamıyorsam...
devamı >>

YUNUSUN DEVRİ
Yunus'un çağında dehşetli korkular salan olaylar var da, Yunus bunların saldığı yaygın korkuyu bir din ve ahret korkusuna mı aktarıyor?

Yunus'un yaşadığı yüzyılda başka toplumlarda kollektif korkular ve panikler görülmüş. Avrupa, söz gelimi, böyle korkular yaşamış. Vebadan, başka salgın hastalıklardan korkup paniğe kapılmış. Daha sonra Türklerden dehşetli korkar olmuş. Istanbul'un fethi ve Mohaç zaferi bu korkuyu iyice arttırmış. Osmanlı Sultanı, çadırının önünde, güya, binlerce kesik kafadan bir kule diktirmiş; seksen bin Hıristiyanı kılıçtan geçirtmiş. Papazlar ve kilise adamları bu korkuya tellallık etmeye başlayınca, korku gerçek bir paniğe dönüşmüş. Sağlıklı düşünce yerini bağnazlıklara bırakmış. Kuyuları zehirliyor, çocukların kanını emiyor diye Yahudiler linç edilmiş; havayı kirletip berbat ediyor diye cüzzamlıları kitle halinde kırmışlar. Halk akın akın köylere kaçmış, korkudan kentler boşalmış.
devamı >>