Kamil Ferik Uysal / Hikayenin Dili /2009
Sevdaya Sadakat sayfa 1 | ileri >

 Hep uzak olan, ayrılık kokandır.Geçmişte, uzak bir diyara giden sevdalısına her aşık kendinden bir parça hediye etmiştir.Bu çoğu kez bir saç teli, bir mendil ya da bir çakmak olmuştur.Tek ümit, gidilen gurbet ellerde unutulmamaktır.Kimi sevdalı duru bir yağmurda ıslanıp gitse de, dönüşü kardelenleri bile öldüren kara kışlarda olmuştur.Bir çoğu sevdalısına sadık olamamıştır.Verdiği söze bağlı kalamamıştır.

 Paslı menteşelerin gıcırtısı Ali'yi iki kata daha fazla acıtıyordu.Yarın çok sevdiği ailesinden ve her şeyim dediği Ayşe'den ayrılacaktı.İstanbul'a amcasının yanına çalışmaya gidiyordu.Sevdaları Ali'nin dönüşünde söz sahibi olacaktı.O gece göl kenarındaki taburelerde, sanki birbirini tanımayan iki yabancı gibi oturuyorlardı.Ali, Ayşe'ye:

 --''Sana söz veriyorum.En kısa zamanda bize yetecek miktarda parayı toparlayıp geleceğim.'' diyordu.

  Ayşe ise;

--''Biliyorum yanlış bir şey yapmazsın.Ama beni asla unutma.Bak bu kağıdın arasında saçımın teli saklı.Bana hep derdin ya, sana bir köle gibi sadığım.Senden, bana bir köle gibi değil, yüreğime tutkun bir deli gibi sadık olmanı istiyorum.'' dedi...

  Bu konuşmalardan sonra birbirlerinden ayrıldılar.Ertesi günü Ali, İstanbul'un yolunu tuttu.Ayşe ise şimdiden yollarını beklemeye koyulmuştu.Ali uzun yollarında tek bir şey düşünüyordu.Acaba bu aşka sadakatli davranabilecek miydi?Uzun bir yolculuğun ardından, amcasının evine varabildi.Amcası ona, çalıştığı fabrika da bir iş ayarlamıştı.Orda çalışmaya başlayacaktı.Koca bir şehir Ali'nin ayaklarının altındaydı.Ya da şimdi Ali'ye böyle geliyordu.

  Gün ışığının gözleri süsleyen bakışlarıyla, amcası ve Ali işin yolunu tuttular.İlk gün çok yorucu geçmişti.Daha sonra Ali, yavaş yavaş alışmaya başlamıştı.Ali koca şehrin dalgalarına artık aldırış  etmiyordu.

  Günler takvim yaprakları misali uçup gitti.Aradan epeyce bir zaman geçmişti.Ayşe hala sabırsızlıkla bir telefon bekliyordu.Hiç değilse muhtara bir telefon edip, kendisiyle görüşmek isteyebilirdi.Oysa Ali'nin aklından bu bile geçmiyordu.O, akşam arkadaşlarıyla gideceği, gezeceği yerlerin hesabını yapıyordu.Çoktan Ayşe'yi unutmuştu.Yakında ailesini de İstanbul'a getirtip, köyle tüm bağını kesecekti.

  Ayşe birr ekim sabahında, sarı yaprakların gölgesinde  Ali'nin ailesinin taşındığını gördü.Koşup neden gittiklerini sordu.Aldığı cevapla yüreğinin tam ortasından vurulmuştu.Ali, onları İstanbul'a çağırmıştı.Artık oraya yerleşeceklerdi.Ailesine, Ayşe'ye dair hiçbir şey söylememişti.Bu duyduklarından sonra, iki kat daha arttı genç kızın üzüntüsü.Bir yanda hala ilk bırakıldığı gün gibi sevdasına sadık kalan bir genç kız, diğer yanda köhne umutların pazarlandığı bir pazarda aşkını satan bir delikanlı.Umutlar ayaz kestiren fırtınaları arşınlarken, koca bir aşktan geriye son akşam konuşulanlar kalmıştı.Ayşe'nin,  yüreğine sadık olamamıştı Ali.

  Aradan uzun bir zaman geçti.Ayşe başka birisiyle evlenmişti.Kocası İstanbul'da oturuyordu.Ayşe bu koca şehirde bir tek şeyden korkuyordu...''Ali ile karşılaşmak!''Yorgun bir ilkbahar sabahıydı.Bütün doğa üstündeki yorganı atıp, derin uykudan ağır ağır kalkıyordu.Ayşe alışveriş yapmak için pazara inmişti.Tam sebze reyonunda, kör bir adam koluna yapıştı.Ayşe halden anlayan birisiydi.Tam ona gönlünden ne koparsa verecekti ki, yanında duran kadını tanıdı.Bu Ali'nin annesiydi.Ardından özürlü adama uzunca bir baktı.''Olamaz!'' dedi.Bu, biz zamanlar uğruna gençliğini harcadığı Ali idi.Daha sonra olanları öğrendi.Ali, ailesini kente getirdikten sonra iyice kendisini kaybetmişti.Yarini sadakati bir borç bilen genç delikanlı, günahsız bir kıza çektirdiği acıların bedelini ödüyordu.Bir akşamüstü, karşıya geçerken trafik kazası geçirmiş ve gözlerini kaybetmişti.Ayşe'ye dönüp:

--''Senin asil sevdana sadık olamadım.Rabb'im beni böyle imtihan etti.Ben bunları hak ettim.Bir saç teline sahip çıkamadım.Sonunda gözlerimden oldum!'' dedi...

 Ayşe ise:

--''Dünya bir imtihan yeridir.Sadece bana değil, seni sen yapan her şeye sadık olmalısın.Çünkü onlardı seni anlamlı kılan.Bir tan vakti bütün umutlarımın yeşerdiğini hissetmiştim seni giderken.Oysa yüreğime kırağı gibi düştün.Seninle yeşillenen tüm dallarımı döküp gittin.Allah şifa versin!'' deyip ardına bakmadan uzaklaştı...

  Bir sevdaya sadakat, her daim söz konusudur.Aşk'ı ocağımıza düşüren böyle istemiştir.Bir şükür, bir dua...Her şeyi yapabilirsin sadık olduğunu göstermek için.Yanıp giden bir izmarit misali zamana yenik düşmeyelim.Gönlümüzü bulutlara açıp, güneş ışığının damla damla ıslaklığını ruhumuza çekebilmek dileğiyle...

 

Kamil FERİK UYSAL