| Anne babaya vefa... | sayfa 1 | ileri > |
‘’Dünyaya bir bomba ile zarar vereceksen fitilini gece ateşlemelisin.Eğer dünyayı toptan yok etmeye kalkarsan dilinle nişan almalısın!’’ demişti dedem.Tül perdeli bir camın ardından ellerini arkasına sarmalamış, dışarı bakıyordu.Sanki bana hayatta hiç bilmediğim, duyduğumda çok şaşırdığım bir sır vermişçesine gülümsüyordu.’’Ve vefa…!’’ demişti ardından.’’İnsanoğlu vefasızdır.Senin gözünden sakındıkların, gözünün yaşına bakmadan seni kapı önüne koyuverirler.’’ demişti.Hayat arkadaşı son nefesini verirken dedem, sanki olacakları önceden okumaya başlamıştı. Hafif rüzgarlı bir sonbahar sabahıydı.Yapraklar evimizin önünde ki o, uzun caddeyi sarıya boyamışlardı.Düşen tüm yapraklar bir yana, bugün koca bir çınar yıkılmıştı.Dedemi gördüğümde tüm gülümsemelerim öksüz kalmıştı.’’O an, insan hayat arkadaşını kaybettiğinde bu kadar üzülür mü?’’diye kendi kendime sordum.Dedemin gözleri şişmişti, sanki akan her yaş gözlerinden değil derisinden boşalıyordu.Koluna iki üç kişi girmişti.Ona rağmen ayakta duramıyordu. Aradan üç gün geçtikten sonra, dedemin yanına ancak yaklaşabildim.O her zaman ki yerinde değildi.Hamağın kenarına konulmuş sandalyede oturuyordu.Yanına gittim, saçlarımı okşadı.’’Gel de seni son bir defa doya doya koklayayım.’’ Demesini anlayamamıştım.’’Nereye gidiyorsun?’’ bile diyememiştim korkudan.Birkaç gün sonra dedemin, neden böyle dediğini anladım.Anne ve babam dedemin gerçek yerinin huzurevi olduğunu düşünüyorlardı. Neydi bu?Seni otuz yıl gözünden sakınan, dilediğini gözyaşı dökmene ramak kala önüne koyan, senin mutluluğunu gördüğünde karnı doyuran bir babaya, vefalı bir evlatın hediyesi mi?Yoksa dedemin kalbi geveze bir susuşa bel bağlamadan işlenmiş bir cinayet mi?Onca yürekten edilmiş teminatlar ne oldu?Bu kadar çabuk mu geçildi geçmiş yıllarda verilen sözlerden? Bu sorular beynimi kurcalayadursun, dedem bir hafta sonra yakınd ki bir huzurevine teslim edildi.Kapıdan çıkarken sanki, huzura değil hapse gidiyordu..O gece sabaha kadar onun köşesinde dikildim, yatağına uzandım, sandalyesine oturdum.Dedemin kokusunu taşıyan her şeyle içli dışlı oldum.Huzurevi neyse ki, yakın bir yerdeydi.Ama bir sorun vardı;babamlar benim oraya gitmemi istemiyorlardı.Bunun için ellerinden geleni yapmışlardı.Dedem, defalarca sadece beni görmek istediğini belirtmek için aramıştı.Ama bunu bile istemiyorlardı. Evi aramışlardı.Ancak kimse telefona bakmıyordu.Bir görevliyi bizim eve gönderdiler.Daha sonra dedeme bir telefon geldi.Bizimde ve gitmemiz gerekiyordu.Gittiğimde gördüm!Küçük yüreğim, aynı acının tadına ikinci kez varıyordu.Anne ve babamın cansız bedenleri yan yana duruyordu!!! Şimdi söz vermek bizlere çok kolay gelir.Bir sevda uğruna, bir dost ve belki de anne babamıza!Peki toy tenimiz tüylerle erginleşirken bu sözleri vefalı olup hangimiz tutarız?
|
|