Kur’an Allah’ın ezeli ve ebedi olan ilminden gelmektedir. Ve Allah'ın kelâmı olması itibariyle geleceğe ve geçmişe dair her şey eksiksiz olarak onda vardır.
İmam-ı Rabbani, Muhyiddini Arabî, Zemahşeri, Sekkaki, Süyuti ve Bediüzzaman gibi dahi âlimler Kuran’ın geçmişten ve gelecekten haber verdiğini bizzat tespit etmişlerdir. Belâgat, nahiv, sarf, usul, tefsir gibi ilimlerde ileri gitmiş milyonlar dâhilere göre, Kur’an baştanbaşa geçmişten ve gelecekten haber veren harika bir kitaptır.
Diğer kutsal kitapların bahsettiği hadiseler Kuran’da da haber verilir. Dolayısıyla Hz. Âdem’den Hz. Muhammed (asm) zamanına kadar meydana gelen olayların Kur’an tarafından haber verildiğini İncil ve Tevrat da tasdik etmektedir.
Kuran’da anlatılan kıssalar ve ayetlerin işaret ettiği manalar, kronolojik bir sıra takip etmez. Olayların geçtiği yerler, olayın zamanı ve kahramanları hakkında ayrıntılara yer verilmez. Verilmek istenen ders ve anlatılan konu özünden yakalanır. Geçmişe ve geleceğe ait olaylar bazen açıkça göz önüne serilirken çoğu zaman işari olarak haber verilir. Kuran’da zikredilen olaylardan anlaşılıyor ki onları haber veren, bütün olayları görüyor, biliyor ve fevkalade bir üstünlükle haber veriyor.
Kuran’ın geçmişten haber vermesine misaller
“Firavun ise: ey ileri gelenler! Sizin için benden başka hiçbir ilah bilmiş değilim; Ey Haman! Haydi, benim için çamurun üzerinde ateş yak da (tuğla i’mal edip) bana bir kule yap; belki Musa’nın İlahına muttali’ olurum (O’nu görürüm). Çünkü şüphesiz ben onu gerçekten yalancılardan sanıyorum.” (Kasas, 38)
Bu ayette dikkat edilmesi gereken nokta, Kuran’da Haman’ın Firavun'un emrinde inşaatları yöneten bir kişi olarak anılmasıdır.
19. yüzyılda Mısır hiyeroglifleri (şematik şekillerden oluşan yazı) çözülene dek “haman” kavramı bilinmiyordu. Hiyeroglifler çözülünce, Haman isminde birinin Firavun’un yakın bir yardımcısı ve "taş ocaklarının başı" olduğu anlaşıldı. İşte Kur’an o dönemde hiçbir insan tarafından bilinemeyecek bu bilgiyi vermiştir.
“Görmedin mi Rabb'in, Ad (kavmin)e nasıl (azap) etti? ” “ O (sütunlar üzerine kurulmuş binalarla dolu) direkli İrem (şehrin)e! ” “ ki şehirler içinde onun benzeri yaratılmamıştı.” (Fecr, 6–8)
Kur’an bu ayetlerde asırlar önce yaşamış olan Ad kavmini ve yüksek sütunlar üzerine kurulmuş olan İrem şehrini haber vermektedir.
1992 yılında NASA'nın uzaydan görüntülediği fotoğraflarda yüksek sütunlar üzerine kurulu şehrin kalıntıları tespit edilmiştir. Arkeolojik kazılarda ortaya çıkarılan yıkık sütunların 15 asır önce Kuran'da bahsedilen Ad kavminin yaşadığı İrem şehri olduğu anlaşılmıştır.
“Ötekileri (Firavun ve askerlerini) de buraya yaklaştırdık.” “Ve Musa ile beraberinde bulunanların hepsini kurtardık.” “Sonra ötekilerini suda boğduk.” (Şuara, 64–66)
Bu ayetler Kuran’dan asırlar önce yaşamış olan Firavun ve ordusunun denizde boğularak helak olduklarını haber verir.
Yakın geçmişte bulunmuş, Firavun zamanından kalma papirüslerde (yazı kâğıdı) şöyle bir izaha rastlanmaktadır:
Sarayın beyaz odasının muhafızı, kitaplarının reisi Amenamoni'den kâtip Penterhor'a:
“Elemli felaketi, girdaba gark olma felaketlerini öğrenerek reislerin ölümünü, kavimlerin efendisinin şarkların ve garpların kralının denizde mahvolmasını tasvir et. Sana gönderdiğim haber hangi habere kıyas edilebilir?”
Kaynak : sorusorcevapbul.com
|