Mekıbeler /2009
Altı gün Şevval Orucu...  

Süfyanı Sevri anlatıyor:

Ben Mekkei Mükereme’de üç sene oturdum. Mekkelilerden bir kimse her gün Haremi Şerif’e gelir, tavaf eder, namaz kılar ve bana selam verip giderdi. Gel zaman, git zaman, ben bu kişi ile tanıştım. Dostluğumuz daha da ilerledi, samimiyetimiz arttı.


Bir gün o kimse beni yanına çağırdı ve dedi ki:


Şayet senden evvel ölürsem, o vakit kendi ellerinle beni yıka, namazımı sen kıldır ve beni defneyle. O gecede, ilk gece de beni terketmeyip kabrimde geceleyerek, münkereynin sual sorması anında bana devamlı Tevhîdi telkin et, diye vasiyette bulundu. Ben de o kimsenin dediklerini yapmayı kabül ettim.
Bir zaman sonra o kimse vefat etti. Ben de, bana yaptığı vasiyete uyarak verdiğim sözü yerine getirdim. Defin işi de bittikten sonra, kabrinde gecelemeye karar verdim. Çünkü buna da söz vermiştim.


O gece kabri beklerken bana bir ağırlık çöktü, hafifçe dalmışım. O gece uyku ile uyanıklık arasında iken bir ses kulağıma çalındı:


Ya Süfyan!


Beni korumana ve senin telkinine ihtiyaç kalmadı. Artık sen gidebilirsin, diye bir ses işittim.


O zaman ben de kendisine sordum:


Ne sebeple bu lütfa eriştin, bu fazîlete nail oldun?


Cevaben dedi ki:


Ramazanı Şerif’in orucunu tutup, Şevval’den altı gün daha ekleyerek oruç tutmam sebebiyle.


O zaman ben uyandım. Yanımda kimseyi görmedim. Gördüğüm bu zuhurata tabi olayım mı, olmayayım mı, tereddüt geçirdim.


Abdest aldım, iki rekat namaz kıldım, tekrar uyudum. Böylece hafiften gelen sesi üç kere duydum. Anladım ki bu Rahmânîdir. Şeytandan değildir. O zaman kabrin yanından ayrıldım. Şevval orucunun fazîletini, yardımını böylece kavramış oldum ve şöylece dua ettim:


”Ya Rabbi! Beni Ramazan Ayı’nın orucuna ve Şevval’den (Ramazanı Şeriften sonra gelen ay) altı gün oruç tutmaya muvaffak kıl” diye dua ettim.


Allah Celle Celalühu beni bu işe muvaffak kıldı ve bunu bana nasib etti.


Altı Gün Şevval Orucu

Soruyu şöyle de sorabiliriz: Şevval ayında tutulan altı gün orucunun mahiyeti nedir? Bu orucu hemen bayramın ardından ve peş peşe mi tutmak gerekir? Kaza borcu bulunan kadınlar önce kazalarını mı tutmalı yaksa altı gün orucunu mu tutmalı?

Cevap:


Müslim ve Tirmizî deki bir hadisi şerifin manası şöyledir: “Kim Ramazan orucunu tutar ve Şevval’den de ona altı gün daha eklerse bütün seneyi oruç tutmuş gibi olur”. Ancak bu hadisi şerifin hem sıhhatinde hem de nasıl uygulanacağı konusunda farklı değerlendirmeler vardır. Hadisin Hz. Peygamber’in sözü değil, sahabe sözü (mevkûf hadis) olduğunu söyleyenler bulunduğu gibi, (ki, Ahmed b. Hanbel bu kanaattedir), senedinin sahih olmadığını söyleyenler de vardır. (Bkz. İbn Recep el-Hanbelî, Latâifu’l-ma’ârif, s. 389) Hadisi şerifteki bu tereddütlü durumdan ötürü İmam Sevrî, Ebu Hanîfe ve İmam Ebu Yusuf bu orucun mekruh olduğu kanaatindedirler. İmam Malik de böyle düşünür ve fıkıh ve hadis ehlinden bu orucu tutan hiç kimseyi görmediğini söylermiş. Ama kendisinin kimseye sezdirmeden bu orucu tuttuğu da söylenir. Mutlaka tutulması gereken bir oruç olduğu zannedilmesin diye böyle yaparmış. (Bkz. İbn Recep, age. s.390) Ama alimlerin çoğu bu hadisi şerifi böyle bağlayıcı olmayan bir konuda amel etmeye elverişli görmüşler ve bu orucu tutmanın müstehap olduğu kanaatine varmışlardır.


Bu bilgilerden çıkan sonuç şudur: Şevval’de tutulan altı gün orucunun, Ramazan’ın hemen peşinden ve Ramazana denk bir değerde tutulması bazı alimlere göre mekruhtur. Çünkü bu uygulamada bu orucun Ramazan orucuna benzetilmesi anlamı vardır. Oysa Ramazan orucu bununla kıyaslanamayacak kadar önemlidir. Ama meseleyi bilen insanların Şevval ayında altı gün oruç tutmaları müstehaptır. Çünkü bu haberden en azından böyle bir anlam çıkar.
Nasıl tutulacağına gelince, bazıların göre hemen Ramazanın peşinden tutulması daha güzeldir, çünkü zayıf da olsa yukarıdaki hadis bir başka rivayette: “Kim hemen bayramın ardından altı gün oruç tutarsa…” diye nakledilmiştir. (Agk.)
Bazıları da bu orucu anlatan hadiste bir ayırım sözkonusu olmadığına göre, Şevval içerisinde tutulduktan sonra nasıl tutulursa tutulsun farketmez kanaatindedirler.


Bazıları da Ramazanın devamı sanılmasın diye aralıklarla tutulmasının daha evla olduğu görüşündedirler. (Bkz. İbn Recep, age. s.390 vd.) Bunlardan çıkan sonuç da şudur:


Müstehap olan bu altı gün orucunu tutmak isteyenler bunu peşpeşe tutabilecekleri gibi aralıklarla da tutabilirler. Bunların birini diğerine üstün kılacak dini bir delil yoktur.


Kadınların borçlarına gelince: Meseleyi şöyle anlayanlar vardır: “Kim Ramazan orucunu tutar ve ona Şevvalden de altı gün eklerse…” dendiğine bakılırsa, Ramazan tamamlanacak ve ayrıca Şevval’den ona altı gün eklenecektir. Öyleyse kadınlar eğer varsa Ramazan’da tutamadıkları oruçlarını kaza edecekler sonra altı gün daha tutmuş olacaklar ki, Ramazanı tamamlamış ve ona Şevval’den eklemiş olsunlar. Mesele elbette böyle anlaşılabilir. Ama bize göre şöyle de anlaşılabilir:


Ramazan orucu farzdır ve asıl tutulması gereken oruç budur. Başka hiçbir oruç buna denk görülmemeli ve denkmiş gibi tutulmamalıdır. Ancak Ramazan orucunun insanları fazla yormaması ve en rahat tutulabilmesi için dinin sahibi bizi teşvik ederek Recep ayından oruca alıştırmaya başlar. Şaban’da oruç biraz daha çoğalır, böylece Ramazana birden ve aniden girilmemiş, hazırlıklı ve alışmış olarak girilmiş olur. Ramazan bitince de oruç yine birden bırakılmış böylece beslenme alışkanlıkları keskin zikzaklarla değiştirilmiş olmaz. Belli aralıklarla bir altı gün daha tutularak, hem ameller bire on karşılık göreceği için sevap katlanmış, hem de sağlığın korunmasına dikkat edilmiş olur. Bunun bir hikmeti bu olsa gerektir. İkinci bir hikmeti de kadınların Ramazan’da tutamadıkları oruçlarının vakit kaybetmeden hemen Ramazanın ardından tutulmasına teşvik edilmiş ve bu oruçta kadın erkek ayrılmadan erkeklerin de tutmaları, böylece kadınlara destek olmaları sağlanmış olur. Şevval’in altı gün orucunun eğer böyle bir hikmeti varsa o zaman bu orucu peş peşe tutmak yerine, önce daha az, sonra daha fazla aralıklarla tutmak daha uygun olmalıdır. Tıpkı arabayla bir tünele girerken gözleri alıştırmak için önce ışığın yavaş yavaş azaltılması, çıkarken de yavaş yavaş çoğaltılması gibi.


Yine böyle bir hikmetin varolduğunu kabul ettiğimizde, kadınlar
Ramazan’da tutamadıkları oruçlarını Şevval’de kaza ederlerse, hem borçlarını ödemiş, hem de şevval’de altı gün oruç tutmuş olurlar diyebiliriz. Bütün bunlar birer anlama çabasından ibarettir. Altı gün orucu hakkında söylenecek son ve kesin söz ise şudur:


Ramazan’dan sonra, Şevval ayı içerisinde altı gün oruç tutmak müstehaptır. Bu orucu Ramazana denk gibi görmek ve bu özenle tutmak uygun değildir. Peşpeşe, ya da aralıklarla tutulması konusunda dini bir tercih sebebi yoktur. Kaza borcu olanın öncelikle kazasını tutması uygundur. Ama kazasını bu aya denk getiren de Şevval’de altı gün oruç tutmuş olur. Kadınlar da Ramazan’da tutamadıkları orucu bu ayda tutup altı günlere sayabilirler. Çünkü bu orucun müstakil bir oruç olmama ihtimali vardır ve bu ihtimale göre önemli olan bu ayda altı gün oruç tutmaktır. Zaten altı gün olmasının bir hikmeti de normal bir adetin altı gün olmasıdır. Ama kazalarını tutup, ayrıca altı gün daha tutmalarında da bir sakınca yoktur. Çünkü bu orucun müstakil bir oruç olma ihtimali de olabilir. Bütün bu tercihlerden birini seçmek insanların kendisine bırakılmıştır. ALLAHü alem.


Faruk Beşer