Efendimiz (s.a.v.)/2009
O'nun (sav) affına dair...  

Ey ihanete uğramış sevgili
En sevgilinin en sevgilisi!

Batılı bu derece açık tasvir ettiğim için, seni üzdüğüm için affeyle. Doğruyu anlatırken bile düştüğümüz hatalar, senin ikliminden uzaklaştığımızın bir göstergesidir belki. Ama sen affedicisin. Affa layık olmayanları bile affedicisin. Sonsuz rahmet sahibinin en fazla merhamet dağıttığı sevgilisisin. Biz, ateş çukurunun kenarındaki insanlar. Biz senin engin merhametine muhtacız.

Ey yüreği tevekkül ağacında asılı olan sevgili!

Bir gün, bir ağacın altında yorulmuş olan bedenine, huşu içinde enerji toplamaktaydın. Hafifçe uykuya dalmıştın. Bütün melekler etrafında pervane olmuş, seni kolluyorlardı.

Oradan geçen bir müşrik gördü seni o an. Hemen oracıkta şeytanla sinsice istişaresini yaptı. Karar kesindi. Ağaçta duran kılıcınla ölümüne karar verildi. Ve müşrik sinsice yanına yaklaştı. Müşrik uyumakta olduğuna kanaat getirdi, usulca ağacın dalında duran kılıcını aldı ve bir hamlede kılıcı o mübarek boynuna dayadı.

Gözlerini açtığında; çirkin ve kirli suratlı bir bedevi, kılıcını senin boğazına dayayarak ağzından pis kokularla beraber şu sözcükleri döküyordu:

“Söyle bakayım şimdi seni benim elimden kim kurtaracak.”

Hiç tereddüt etmedin. Duruşun vakurdu. Uyku mahmuru gözlerinde paniğin ve korkunun kıvılcımı dahi belirmedi. Sonsuz bir tevekkülle, gözlerini müşriğin gözlerine dikerek “Allah!” dedin. Bu kendinden emin ve vakur tavrınla verdiğin tek kelimelik cevap, müşriğin suratına tokat gibi yansıdı. Ve ürperdi. Ve titredi. Ve panikledi. Ve korktu. Vücudunun bağları çözülmüşçesine kılıcı elinden düştü.

Sakin bir şekilde kılıcı yavaşça yerden alarak, o mübarek ve düşmanı kahreden bakışlarını müşriğin gözlerine saplayarak:

“Ya seni benim elimden kim kurtaracak.”

Ama sen bu haldeyken bile tebliğ içerisindeydin. Yüreğindeki merhamet denizi kabardı. Bir dakika önce canına kastetmek isteyen bu bedeviyi bağışlayıverdin. Ve bir anda, balığın suya kavuşması gibi senin merhamet denizine kavuşan bedevi yeniden hayat bulmuş gibi ellerine sarılarak iman etti.

Ey merhamet denizlerinin sultanı!

Seni o ağacın altında, kılıcın ağaç dalında asılı uyur vaziyette bulmak isteyen milyonlarca bedevi var şimdi. Biliyorum ki, hepsine de vereceğin cevap aynı olacaktı. Biliyorum ki hepsi de aynı akıbete uğrayıp affolunacaktı.

Günümüzün bedevileri, senin günlerinin bedevileri kadar talihli değiller. Günümüzün bedevileri, yüreklerindeki küfür yangınlarıyla başbaşalar. Ateşlerini söndürecek ummanın binlerce yıl uzağındalar. O yürekler ne talihsiz yürek, o yangınlar ne talihsiz yangındır.

Arifan Akpınar