| Affedici olmak... |
|
Birbirine karşı gülümsemenin bile sadaka sayıldığı bir inancın mensupları. Yüce yaratıcının selamı ile
;
Nereden geldik nerelere doğru gidiyoruz? Bütün dünyanın imrenerek baktığı şiirlere romanlara, kitaplara konu olmuş; zarafetin, inceliğin, kardeşliğin bir birine karşı saygının örneği olan İstanbul beyefendisi hanımefendisi diye adlandırılan. Komşuluk, yardımlaşma, adalet, inanca saygı, özgürlük, huzur, sadakat, eğitim, güzel konuşma, edebiyat konusunda tüm dünyaya yüzyıllarca örnek olmuş bir toplumdan. Bugün televizyonlarda en çok seyredilen filmler vurdulu kırdılı dövüş ve vahşet filmleri. En çok seyredilen programlar kavgaların çıktığı bir birlerine küfürlerin sayıldığı hakaretlerin edildiği programlar. En çok oynanan bilgisayar oyunları hep silahlı ve öldürmeli oyunlar. Çocukların parklarda bile oynadıkları oyunlar hep savaş ve kavga üzerine. Çocuklarımız oynarken bir kulak verin azıcık onları dinleyin. Ufacık çocuklar hep ağızlarında manalarını bile bilmedikleri küfürler, kötü sözler, hakaretler. Birbirlerine karşı küçük küçük kabadayılıklar, başkaldırmalar. Ama çocuklarımızın bu şekilde davranmasının sebeplerinden birisi de toplum denen olgunun en küçük bireyleri bizler değil miyiz? Yukarıda saydığım etkenlerin dışında. Babası ile trafikte gezerken en ufacık bir yanlış harekette karşıdaki sürücüye camdan bağırıp küfürler eden, yakalarsa sopasını alarak aşağı inen bir babayı örnek alan çocuk. Evde anne babası arasında devamlı bağrışma ve kavga seyreden çocuk, televizyonlarda başkalarını hakir görerek toplum da bir yerlere gelen ve söz sahibi olan insanları gören çocuk… O tertemiz beyninde kendisine nasıl bir yol çizecek? Doğru ile yanlışı, haklı ile haksızı, mazlum ile zalimi nasıl ayıracak? Yarın büyüdüğünde kendi ayakları üzerinde durmak zorunda kaldığında? Toplum içerisinde söz sahibi olmak için. Nasıl bir tavır takınacak? Hâlbuki özellikle trafikte bir hata yaptığımızda ufacık bir elimizle özür dilerim işareti yapsak. Ne kaybederiz. Hiç yoktan basit bir mesele için tanımadığımız bir insan ile birden hısım olmak neden? Büyüklerimin çok yerinde bulduğum bir sözü vardır: “Hakkına değil aklına uy” derlerdi. Ne de haklıydılar. Sadece trafikte değil günlük yaşamımızın her noktasında affedici olmak, haklı dahi olsak alttan alan davranışlar sergilemek emin olunuz ki, sayısız sorunu daha zuhur etmeden önleyeceği gibi düşmanlıklar tezahür etmeden yeni dostlukların filizlenmesine vesile olacaktır. Artık bir şeyleri söylerken bağırmak, hakaret dolu kelimeler kullanmak bir üstünlük olmaya başladı. Çok bağıran üste çıkmayı başaran karşısındaki susturabilen kişi haksızda olsa alkışlanır oldu. Bir birimize rica ederim, özür dilerim, teşekkür ederim, yardımcı olayım, merhaba, hayırlı günler, demek yerine küfürlü sözler kullanmaya başladık. Argo diye adlandırılan konuşmalarda birbirimizi överken bile küfür dolu kelimeleri kullanmaya başladık. Mümin elinden ve dilinden başkasının zarar görmediği kimsedir. Bu iki cihan sultanından bize yapılmış bir tarif değil mi? Bizlerin yani kendisine vahyi muhatap alan insanların her zaman ve durumda örnek insanlar olması gerekmektedir. Bizler bağışlayıcı ve affedici olur ve ehlimizi de bu yönde yetiştirirsek yaşamı her karesinde muhataplarımız da yukarıda değindiğim kabalıktan zorbalıktan hayâ edecek, kaçınacaktır. Yaşanılabilir bir toplum, katlanılabilir bir hayat için, merhamet sahibi ve affedici insanlar olmak zorundayız. Unutmamalıyız ki, Allah affedicidir ve affedenleri sever. Bilal Atış |