| Geç Kalan... | |
Basit bir yalanın kaçıncı hecesiyim acaba, Dört bi yanımda kurulan yalan cümlelerin içinde? Sinsi bir yumruğun sıkıldığı avcumda oturur kabuslarım. Bırakıp giden kaç geceye ahdım var bi bilseniz. Beni hep yalnız bıraktı bu geceler... Derdimi kederimi meze yapıp ikram ettim karanlığa, Tozlu bi plakla düşlere daldım kör yalnızlıklarda... Her defasında gecenin kollarına sardım bedenimi, Uyandığımda bi polis gibi çoktan karşımda belirip, Gözlerime kurşun sıkardı masamı aydınlatan güneş ışığı.
Saklı bir hazineden döküntü kaldım mezarıma, Çok aldım hayatın kendine ayırdığı azığından, Sandım ki, anlamaz davamı farketmez zamandan çaldığımı... Oysa bir iğde ağacının serinliğinde farkettim, Ömrümden ıslak bir fincan misali dökülen ne çok umudumun olduğunu. Ne pişmanlık besledim kuruntu kalbimde, Ne de bir mutluluk miras kaldı gidişinin ıslaklığında. Tüm gidişlerin ardından sevemedim bez parçalarıyla haykırmayı, Ne çok asılacak ağaç dalı yeşermişti hayallerimi. Ben dileklerim yerine kalbi kırılasıcıları asmayı düşündüm o dallara.
Basmadığım toz topraktan geçtim, kaldırım taşlarıydı ciğerimi söken... Islak damlalardı yüreğimden terler akıtan, temmuz sıcağı değil. Her insana koyan düşünceler değildi ömrüme küfreden, Hiç çıkmayan bir yalnızlık gibi kirliydi en son saatin son dakkası bile. Ne kaybedeceğim bir yaşam var tren raylarında ki çakıl taşlarında, Ne de uğruna destan yazılacak bir ömür bıraktım ardımda... Gidiyorum...Sonunu bilmediğim uzak tuzaklara, Ayağıma şimdiden geçti prangaların sivri uçları... Hayat beni sivriltememişken... Ölüm çok erken oldu geç kalan bir yaşamda! Kamil U Ferik |
|