Efendimiz (s.a.v.)/2010
O'nun (sav) vefâtına dair...  

Ey hüzünlü dallar çiçeği.

Seslendin;

"Duydum ki vefat edeceğimi düşünüp telaş ediyormuşsunuz. Hangi peygamber ümmeti içerisinde ebedi kaldı ki ben kalayım? Biliniz ki ben yakın da Rabbime kavuşacağım. O'na sizde kavuşacaksınız.Buluşacağımız yer, Kevser havuzunun kenarıdır."

Veda ediyordun. Yüreklere kor ateşler düşmüştü.

En sevgiliye kavuşmana bir kaç adım kalmışken "Allah katında makbul olacak ameller yapınız, bana güvenmeyiniz." diyordun.

Sen ıstırab peygamberiydin.Hüzün peygamberiydin.

Ve dudaklarında "La ilahe illallah. Refik-i Âlâ." sözleri olduğu halde, En sevgilinin meleğine emanetini teslim ettin.

Ve kainat öksüz kaldı,
Ve ben çağlar gerisinde öksüz kaldım.
Yüreklere kan düştü.
Bir hüzünlü figan düştü.

En sadık dostun Hz. Ebu Bekir mübarek yüzünü açtı."Ey allahın resulu hayattayken güzeldin, ölümündede de güzelsin. Öldün ikinci defa lmeyeceksin." Bu ne müthiş cümleydi. İkinci kez ölünmeyecek alemi, arzular oldu her yürek.

Cennetten koparılmış bir elma gibi
Emanet duruyordun yanımızda.
Ve volkandan oluşmuş bir dağ gibi
Ebedi duruyordn dünyada.
Uzun mesafeleri bir anda geçtin
Gönlün ve bedenin
Mutlandırılacağı yere gittin.

Ve heybetli kahramanın haykırdı."Kim O öldü derse dünyayı başına yıkarım." O, yokluğunun şokunu atlatamamıştı bir müddet. Ama ben hala şoktayım. Hâl3a yokluğundayım. Ve ebedi var olduun bir alemde, komşun olma hayaliyle yaşıyorum.Ve ben seni çok ama çok seviyorum.

Hastalandın öyle kavuştun En Sevgili'ye.
Hastalandım ve hala sana kavuşamadım.
Işığından mahrum olan bu dünyaya
Doğrusu ben, pek alışamadım.

Arifan Akpınar / Yüreğimizin Güneşi ~ Işık yayınları