Sır'a dair / Mart - 2010
Sevgili Dareyn okuyucuları,

İki kişinin bildiği Sır değildir diyoruz bu sayımızda... Ne çok saklımız var kim bilir? Ve ne çok söylemek istediğimiz de, söylememeye maruz bırakıldığımız. Sustuğumuz. Söylenince anlamsızlaşacak...

Sır namustur diyor Necip Fazıl. Öyleki korunmadığı vakit sizi yer üstünden yer altına geçirebilecek kadar güçleniyor. Siz bilirken sırrınızı,onun efendisi sizken, ikinci şahıslara geçtiği an sizin efendiniz oluyor... Sır namus ise sırrı korumak ne büyük borç oluyor insanın yüreğine. Düşünün...

Sır... Bencilliği insanoğlunun. Paylaşılamayanı, paylaşılmaması gerekeni. Sır kişinin kendisiyle bile paylaşmaya korktuğu,yalnız Habir olan Rabbin bildiği. Sır varlığın ötesi... Sır kalbin en gizli köşesi. Sır insanın kendi içindeki çözemediği bilmecesi.


"Durma sor seni tırtırlayanı,Güneşin koynundan gelen sırları
Kim bilir karıncalar yuvada kaç bin,Balıklar denizde ne kadar
Öyleyse tut beni yağmurlardan akan sır"
(*)Recep Garip)

Sır vermeden sırra karışacağımız o güne kadar, herkesin bildiği en büyük sır ölümde ve ölüm sonrasında,

SAADET-İ DAREYN içinde yollarımızın kesişmesi dileğiyle…

Elam E. Doğan